Basında Biz

Akıl hastanesinde boş yatak kalmadı

30 Temmuz 2012 - 02:30

Akıl hastanesinde boş yatak kalmadı

 

İnsanların artık yardım alma konusunda zorlanmadığını vurgulayan Ayer, “800 yataklı hastanemiz dolu. Devlet büyüklerini devreye sokanlar oluyor ama bir şey yapamıyoruz” dedi

KADİR ÇETİNKAYA Milliyet

 


Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ahmet Ayer, bu haftaki Milliyet Ege Misafir Odası’nın konuğu oldu.  Türkiye’deki psikolojik tedavi yöntemlerine farklı bir boyut kazandıran Ayer, hastaların psikolojik tedavi yönteminden çıkarıp, hayatın içine sokmak istediklerini bildirdi. 800 yataklı hastanenin sürekli dolu olduğunu, devlet büyüklerini devreye sokanlarla karşılaştıklarını ancak bir şey yapamadıklarını vurgulayan Ayer, “Daha iyi hizmet için yeni yatırımlara ihtiyacımız var” diye konuştu.

Cinsel eğitim sancısı
Türkiye’de psikolojik tedavi almayı toplum içerisinde bir ayrışma gibi görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Ahmet Ayer, “Batılı ülkelerde bu böyle değil. Herkesin kendi danışmanı, doktoru var. Bizimde yavaş yavaş batılı ülkeler gibi olmamız gerekiyor” diye konuştu. Ege Bölgesi’ndeki yaşayan insanların diğer bölgelere göre daha rahat yardım istediklerini belirten Ayer, “Ege Bölgesi diğer bölgelere nazaran yardım alma konusunda daha istekli” dedi. Milliyet Ege Bölge Temsilcisi Hamdi Türkmen, Yazı İşleri Müdürleri Uğur İşven, İbrahim Akbulut, Muhittin Akbel ve köşe yazarlarımız Erdinç Yumrukaya ile Kemal Önderoğlu’nun sorularını yanıtlayan Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ahmet Ayer’le terapi niteliğinde bir söyleşi gerçekleştirdik...

Ruh sağlığını bozan etkenlerin en önemlisi    nedir?

- Türk insanının cinsellik üzerinde çekinceleri var. Cinsellik bizim toplumumuz üzerinde tabu aslında. Aile ve Sağlık Bakanlığı ve diğer bakanlıklar öncülüğünde okullarda temel bilgilerini vermeliyiz. Cinsel eğitimini okul vermiyor, anne baba vermiyor. Geriye kıraathanedeki insanlar kalıyor. Bu devreden sonra ağabeyler, ablalar kendi deneyimlerini doğruymuş gibi anlatıyor. Bir süre sonra çocuklarda merak başlıyor. Bu merak konusuna cevap verecek bir cinsellik eğitimi okullarda verilmeli. Korku ve tabu olmaktan çıkmalı. Yetişkinler, internet sitelerine, dergilere ve cd’lere yoğunlaşıyor. Daha sonra “Benim eşim değişti” gibi şeyler geliyor bize. Aileler kırmızı çizgileri belirlemeli. Maalesef cinsel eğitim konusunda eksiklerimiz var.
Yüzde 35’i İzmir’den

 Ege’de yaşayan insanlar yardım alma konusunda nasıl?

- Aslında Ege Bölgesi’nin yardım alma davranışı açısından, Marmara ve Akdeniz’e oranla daha erken davrandıklarını söyleyebiliriz. Yardım arama konusunda Ege’de başrolde kadınlar var. Kadınlar hem çevresi için hem de kendisi için sıkıntı yaşamıyorlar. Birde hastalarımızın yüzde 35’i İzmir’den geliyor.

 Travma konusunda yanlış bilgilendirmeler var. Tam olarak travma nedir?

- Travma, anlatılması zor ve beklemeden, istemeden sahip olduğumuz anılarımızdır. Apartmandasınız, komşuya hırsız girmiş, kendimize bu durumdan pay çıkartıyoruz. Günümüzün bir kısmı bu olayı düşünmekle geçiyor ister istemez. Bu bizim için belki 10 dakika sürüyor, travmanın gerçek etkisi ise komşuda hissediliyor. Kişinin anlatmak, hatırlamak istemediği olayı tüm ayrıntılarıyla anlatması gerekir. Çünkü; o kişi onu hak etmediğini düşünür.
İntihar, başkaldırıdır

 Son dönemlerdeki intihar vakalarının artışı, sudan sebeplerle cinayetler, sizin gözünüzde ne anlama geliyor?

- Türkiye, son 10 yılda madde kullanımı, alkol bağımlılığı gibi konularda diğer ülkeleri yakaladı. 10 yıllık veriler, iç açıcı değil. Sürekli “Biz Türküz, bize bir şey olmaz” dedik. İntihar, bir başkaldırıdır. Toplumsal sorundur. Din ve aile yapısındaki değişikliklerin intihar vakalarını arttırdığını düşünüyorum. İntiharın sorumlusu toplumdur. Çünkü intiharlar halk sağlığı sorunudur. Bu konuda bilgilendirilmeliyiz.

 Çivici katil Süleyman Aktaş hala hastanenizde mi

- Evet;?hala bizde. Çivici olarak bilinen Süleyman Aktaş en bilinen hastalarımızdan. O da durduk yere hasta olmadı biliyorsunuz. Denizli’de elektrik hat işçiliği yaparken kapıldığı elektrik akımı sonucu bu hale geldi. 6 kişiyi çiviyle öldürmüştü.  Çok özel bir durumu var.

 Adli hastane sorununa çözüm bulundu mu?

- Biz hastanedeki bakışı, anlayışı, yardım şeklini değiştirdik. Bizim yaptığımız devrim bu. Ben bir yandan düğün yaparken, diğer yandan cenaze kaldırıyorum. Bu adli konularda Türkiye’de adli hastane yoktu. Lübnan’da, Ürdün’de, adli psikiyatri hastanelerinde suç işleyen hastayı suç işlemeyen hastayla yan yana yatırılamaz. Burada adli psikiyatri hastaneleri, hafif, orta yüksek dereceli olarak hastaneler yaratılmalı. Mahkeme bize yolluyor, mecbur yatırmak zorundayız. Şimdi İzmir’e 100 yataklı, Manisa’ya 100 yataklı, İstanbul’a ise 300 yataklı, TOKİ merkezli adli hastaneler yapılacak.

Arabesk ve rock hastayı bozuyor

 Meşhur bir hamamınız var. Nedir o hamamın özelliği?

- Hastayı psikolojik tedaviden çıkartıyoruz. Ahmetli’yi bu amaçla kullanıyoruz. Manisa’da bir de hamamımız var. Valilik bize hamam tahsis etti. Şizofren hastalar için çok yararlı. Sivil bir ekiple, belirlediğimiz evlere gidiyoruz. 3 tepkiyle karşılaşıyoruz: “Buyrun girin, biz hastaneyle iletişim içinde bulunmak istemiyoruz, giremezsiniz bizim hastamız yok.” Biz “buyrun” diyenden giriyoruz içeri. Hamamımızı, yapılandırılmış bir tedaviyle hastalarımıza sunduk. Hamamda ikramlarda bulunuyoruz. Etkinlikler düzenliyoruz. Hastalar, önce izliyorlar. O anlamda biz de onları tanıyoruz. Ardından yönlendirmeler başlıyor. Aynı zamanda hastalara müzikle tedavi uyguluyoruz. Arabesk, pop ve rock hastayı bozuyor. Klasik müzik dinletiyoruz. Çello dinletileri, çiçek dikimleri, akvaryumlar her biri olumlu etki yaptı.

Ahmetli’de bir bina tahsis edildi

 800 yatak kapasiteli hastanenin sürekli dolu olmasının yorumunu yapar mısınız?

- Genelde boş yatak olmuyor. Hasta yoğunluğu var. Yoğunluk, giderek artıyor. Bu konuda geçmişe bir bakalım. Birleşik Krallık, 507li 60’lı yıllarda hastaları adalarda yaptıkları hastanelere kapatmışlar. Bakmışlar hastaneler full ve toplum için bir şeyler yapmak gerekiyor. Yeni bir anlayış doğmuş. Bizlerde ise bu toplum temelli hastane anlayışı 2000’li yıllarda doğmuş. Biz hastalarımızın toplum içinde varolmalarını sağlamalıyız. Buna mecburuz.

 Ahmetli Hastanesi nasıl işliyor?

- Göreve geldiğimde ortalama hastaların yatış süreleri 51 gündü, ben bunu 24 güne indirdim. Bunu da dışarıda tedavi imkanlarıyla gerçekleştirdik. Ahmetli Hastanesi’ne talip olduk. Orasını farklı bir üs haline getirdik. Manisa’da tedavisini tamamlayan hastaların Ahmetli’ye geçişini sağlıyoruz. Eğitim temelli bir üretim başlatıyoruz. Oradaki tarlaların ekimini ve hayvancılık seçeneğini getirdik. İsteyen hasta bahçede çalışıyor, isteyen hayvancılıkla uğraşıyor. Bir şekilde üretime katılmalarını sağlıyoruz. Hastaların yaşam şekline müdahale ediyoruz. Hastayı bir şekilde restore ediyoruz. Bizler toplum temelli tedavilerle bu insanları topluma kazandırmaya çalışıyoruz.

Haber Listesine Geri Dön